YETER Kİ SİZ İSTEYİN...
28/10/2009 ·
YETER Kİ SİZ İSTEYİN…
Allah’a hamd, Resulüne selam olsun.
Geçen yazımızda çocuklarını İslam’i ortamlardan alıkoyan, İslam cemaatleri hakkında edindiği yanlış tasavvurlarını düzeltmek maksadıyla. Müslüman babalara ve annelere bir çağrımız olmuştu. Biraz da İslam cemaatlerinin ehemmiyetini anlatmaya çalışmıştık. Bu yazımda da cemaatlerinden dolayı, diyanet sahibi arkadaşlarından dolayı ve İslam’ın mesajını her yere ulaştırmaya çalışmalarından dolayı aileleri tarafından baskı gören kardeşlerimize sesleniyorum.
Öncelikle İlahi emir olan ‘’Onlara öf’’ bile demeyin ayetini düstur edinmelisiniz.
Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle. İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et." Bizim bu İlahi davamızda elbette hiçbir surette taviz vermemiz düşünülemez. Lakin bunu sürdürürken başka şeylere de zarar vermemeliyiz. Her halimizle onlara yaşantımızla örnek olmalıyız. Onların kalplerini kırmamak için çok dikkatli olmalıyız. İnanın bunu siz bu şekilde yaptığınız zaman ailelerinizin fikirleri tamamen değişecektir. Çünkü etrafımızda birçok kardeşimizin hayatı buna şahittir. Başta babası olmak üzere tüm ailesi tarafından dışlanan, azarlanan, dövülen ve sövülen birçok kardeşimizin babaları öyle bir değiştik ki bu insan bu mudur diyorsunuz. Sanki o gitmişte yerine bambaşka biri gelmiş. Cemaatte olan hiçbir sohbeti kaçırmamaya çalışan, bununla da kalmayıp çocuklarının hepsini bu davaya adıyorum gibi hiçbir faaliyette onları geri bırakmamaya öyle bir uğraşıyor ki, küçük dilinizi yutacak gibi oluyorsunuz. Ve bu aile bireyleri bu davada vagon olmayı bir tarafa bırakın, lokomotif olmayanlara tahammülleri yok. Zira bu olmayacak bir şey değildir.
Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır.(İsra Suresi, 23,24,25.Ayet.)
Yeter ki siz yükünüzü indirmeyin.
Yeter ki siz onlara gerçek Müslümanlığın gerekliliğini gösterin.
Yeter ki siz onlara Müslümanlığın sadece namazla sınırlandıralamayacağını bizzat kendiniz yaşayarak anlattın.
Yeter ki siz onlara bu asrın cemaat asrı olduğunu idrak ettirin.Bu asrın zorlu koşullarının ancak bir cemaat şeklinde geçileceğini idrak ettirin.
Yeter ki siz onlara ahlakınızla, ibadetlerinizle hülasa tüm yaşantınızla model olmaya çalışın.
Bu halleriniz muhakkak onların birçok yanlışlarını düzeltecektir. Allah’ın izniyle Onların tasavvurlarını yeniden inşa edecektir. Zira tasavvur; gömleğin ilk iliği gibidir, eğer ilk düğme yanlış kapatılmışsa bu ta aşağıya kadar yanlış gidecektir. O yüzden kardeşlerim onların o ilk yanlış ilikledikleri gömleğin düğmesini fark ettirin. Onlar fark ettikten sonra her şey kendiliğinden düzelecektir. Yeter ki Siz geri kalmayın. Sizin aleyhinizde akıp gittiğini sandığınız zamanın aslında sizin lehinize olduğunu fark edeceksiniz.
Yeter ki siz kararlı olun.
Yeter ki siz buna inanın.
Yeter ki siz Allah’a güvenin.
Mehmet Öz
Yorum (yok) Yorum yaz!
BUNLARI YAPABİLDİNİZ Mİ?
28/10/2009 ·
Bunları Yapabildiniz mi?
Allah’a hamd Resulüne selam olsun.
Doğru haber gazetesinin yazarı olan Suat Yaşasın ağabeyimizin ‘’Hizbullah’ın Kaderi’ adlı makalesinde değindiği günümüz dava erlerinin toplum içindeki İslam düşmanlığına soyunanlar tarafından yapılan yaftalamaların bir benzeri olan benim şahid olduğum,hatta bizzat yaşadığım bir mevzuyu hülasa olarak siz değerli kardeşlerimle paylaşmak istedim.Bu mevzuyu açacağımız gibi günümüz İslam toplumuna enjekte edilmiş yalan yanlış bilgilerden toplumumuzun ve bu tapusal inançlarına bir ışık tutmak adına çocuklarını İslam’i ortamlardan mahrum eden ailelere de buradan seslenmek istiyoruz.Bir öğrenci kardeşimizin bir derneğimize gönül verip yapılan derslere katılmasından dolayı ailesi tarafından sürekli sözlü baskılara maruz kalıyor ne yazık ki.Bu kardeşimizin problemlerine biz çözüm bulabilmek için konuştuk geçenlerde.Kardeşimizin iyide benim neden oraya gitmemi istemiyorsunuz? sorusuna:Bunların geçmişi karanlık, bunlar sürekli devletin gözetiminde,bugün varlar yarın olmayabilirler, senin başına bir şey gelir (vb) gibi bildik sözler.İşin kötü tarafı ise bu kardeşimizin ailesinin tam bir dindar aile olması.Kardeşimizin ben orada yanlış bir şey öğrenmiyor bilakis Rabbim’i daha iyi öğreniyor, dinimi daha güzel yaşayabiliyorum.Ailesinin ona verdiği cevap ise kendi evindede bunları yapabilirsin.Namazını kıl Kur’an’ını oku yeter deyip geçiştiriyorlar.Ben çocuklarını bu şekilde eğitmeye çalışan kardeşlerime buradan sesleniyorum.
Siz çocuğunuza evde bir dindarlık dersini verdiğiniz de o çocuğunuzun dışarıda alabileceği dinsizliğin dersinin önüne de bir set çekebildiniz mi?
Siz çocuğunuza evde bir edep dersi, bir haya dersi verirken o çocuğunuzun dışarıda kapabileceği edepsizliğin hayasızlığın ve iffetsizliğin yaşantısına girmemesi için önüne bir antivirüs koyabildiniz mi?
Siz çocuğunuza evde bir ahlak dersi verirken,dışarıda ahlaksızlığın cirit attığı böyle bir ortamda o ahlaksızlıktan etkilenmemesi için bir tedbir alabildiniz mi?
Siz çocuğunuza evde Allah’ı (cc) anlatırken,o çocuğunuzun dışarıda sahte tanrılar peydahlamamısı için bir önlem alabildiniz mi?
Siz çocuğunuza evde Peygamber (sas) anlatırken,o çocuğunuzun Ebu Cehil tiplemelerine karşıda bir çözüm bulabildiniz mi?
Siz Çocuğunuza evde şeriat dersi verdiğinizde, o çocuğunuzun dışarıdaki tağuti sistemlere karşıda bir program geliştirebildiniz mi?
Böyle sayın gitsin.Dünya da ne kadar kavram çifti varsa üzerinde düşünün. Ben bu soruları sizin vicdanlarınıza havale ediyorum.Eğer gerçekten bunları yaptık diyorsanız.Varın kararınızda kalın.Elbette bunları evlerinizde vermeye çalışacaksınız lakin bunlar yetmez siz evde çocuğunuza bir ders verirken o çocuğunuz dışarıda yüzlerce verdiğiniz eğitimin aksini veriyor zaten.Siz her zaman çocuğunuzun yanında kalmak suretiyle kalsanız diyeceğim yok ama dikkat edin sizde kaymayasınız…Ama eğer yok ben ona bekçilik mi yapacam derseniz.O zaman Allah aşkına bırakın o pırıl pırıl çocuklarınızı bu tür İslam’i ortamlardan alıkoymayın.Onları cehenneme yakıt yapmayın. Kur’an, müslümanları Kur’an etrafında bir araya gelmeye davet ediyorken.Dinlerini parçalayanlar gibi parça parça olmaktan sakındırıyorken.Bununla ilgili bir çok ayet ve hadis mevcut iken böyle bir kararı vermeniz doğru değildir.Kur’an’ın anlattığı İmran Ailesinden Fakus Kızı Hanne örneğinde olduğu gibi bizimde annelerimiz Hanne validemiz gibi Meryem’ler adamalarıyla İslam’ın hakimiyeti gerçekleşecektir.Bizim babalarımız İbrahim (as) gibi İsmail’ler adamakla ancak maksadımıza ulaşırız.Bu meseleyi bir daha düşünmeye davet ediyoruz sizi.
Mehmet Öz
Yorum (yok) Yorum yaz!
HALK GAZZE'Yİ UNUTTUMU?
28/10/2009 ·
Halk Gazze’yi Unuttumu Yoksa?
Çok iç yakıcı bir başlık benim attığım başlık.Eğer gerçekten de öyle bir durum varsa bu hayli üzüntü verici bir şey olur.Böyle bir yazıyı yazmaya kalkışmamın nedeni sürekli gündemimizde olan Filistin’in üzülerek belirtiyorum ki bazen gündemimizden tam çıkartmasak ta bu hak davanın temsilcileri olan Filistinlilerin davasını sekteye uğratığımız oluyor.Onların önüne setler çektiğimizi,barikatlar oluşturduğumuzu belki bilmeden farkında olmadan kuruyoruz ne yazık ki.Asıl anlatmaya çalıştığım mevzu; ‘’Boykot’’meselesi Hakan Albayrak’ın tanımıyla SiyoNaziler Filistin’i vururken dünyanın bir çok yerinde İsrail şirketlerine ait olan malların dibe vurduğuna şahit olduk.Yakılan ateşin geçmişte olduğu gibi sönecek telaşı sarmıştı malları boykot edilirken.Evet biz bu boykotu 23 günlük yaptığımıza rağmen onları telaşlandırmıştı.Fakat öyle anlaşılıyor ki biz boykotun ne derece önemli olduğunu pek kavrayamadığımızı düşünüyorum.zira benim çevremde İslam’ın davasını kendi davası bilen elini taşın altına koyan ya da koymaya çalışan Müslüman kardeşlerimizin boykot meselesinde sınıfta kaldıklarını görüyorum.O yüzden bende boykot meselesinin sürecini tekrar kardeşlerime anımsatmak niyetiyle boykotun ehemiyetini anlatmaya çalışacağım.Aslında yazmadan öncede bir hayli üzüntü duyduğumu da itiraf edeyim.Üzülmemin nedeni biz daha bu meseleri ne zamana kadak konuşacağız.Bunları artık bitirmemizin zamanı gelmedimi.İsrail’ i boykot etmek için illaki Filistin’lilerin ölmesimi lazım illaki Irak’lıların Lübnan’lıların ölmesimi gerek.artık asıl değinmek istediğim konunun hikayesine dönecek olursak.
Boykotun Efendimiz (sas)döneminde yaşanılan Hz.Osman (r.a) ile ‘’Rume’’ adlı kuyu meselesine değinmek istiyorum.
Müslümanlar, Medîne’ye hicret ettikleri zaman, su sıkıntısı vardı. Rume kuyusundan başka içilecek su yoktu. Bu kuyu da bir Yahûdî tarafından işletilirdi. Kuyunun suyu çok güzeldi lakin bu Yahudi suyu çok yüksek bir fiyata satıyordu. Resulullah (sas) bu durumun farkında olur.Sonra şöyle diyecektir.
"Rume kuyusunu kim açarsa, ona Cennet vardır" (Buharî, Fezailu'l-Ashab, 47)
Hz.Osman (r.a) Efendimizin (sas) böyle buyurduğunu duyunca hemen yahudinin yanına varır ve ona gel bu kuyuyu bana sat diyecektir.Yahudi tamam 50 bin dirheme sana satarım der.Hz.Osman hayır der:Yahudiden fiyatının düşürmesi için çok sıkı bir pazarlığa girer.Hz.Osman nebevi metodu çok iyi bilen bir şahsiyetti o biliyorduki İslam davasında dahi olsa harcamasında İsraf’a kaçmamasını.Yahudinin fiyatı indirmeyeceğini görünce.O halde kuyunun yarısını sat der.Yahudi bu teklife sevinir.Zira hem kuyu elinden gitmeyecek hem parasını alacaktı.O yüzden teklifi kabul eder 25 bin dirhem der Hz.Osman (r.a) sıkı bir pazarlıktan sonra kuyunun yarısını 12 bin dirheme satın alır.Sonra Efendimize bu haberi verdikten sonra sahabeye dönüp şöyle diyecektir.
Ey Ashab:Kuyunun yarısını satın aldık. Artık yahudiden gidipte su almayın.Bu sözün hemen ardından
Hz.Mevlana’nın şu manidar sözü devreye girer.
Sahabe topluluğu Kur’an’ı yerlerdi içerlerdi.Biz ise sadece ağzımızda çiğnetiyoruz.
Sahabe topluluğuna almayın dedikten sonra tek bir sahabe çıkıpta o yahudiden su satın almadılar.
Yahudi'nin nöbetinde Müslümanlar su almazdı.
Yahudi işinin düştüğünü fark edip yanlış yaptığının farkına varıyor.Daha sonra Hz.Osman’ın yanına gelerek ey Osman gel sana kuyunun bana ait olan hissesini satayım der. Hz.Osman (r.a) kuyunun kalan kısmınıda 8 bin dirheme satın alarak böylece 50 bin dirhem olan kuyuyu 20 bin dirheme satın alır. tüm kuyuya Müslüman sahip oldular. Artık bütün kuyunun suyu Müslümanlar için akmaya başladı. Ve suyu Sebil ederek halka bedava dağıttı.
Ve bu metodla Efendimiz kısa bir sürede yahudinin ekonomisini Medine’de ele geçirir.
Kardeşlerim bizde bu sahabe bilinciyle hareket edersek kısa bir sürede amacımıza ulaşacağımıza inanıyorum.Bize vaat edilen nedir biliyormusunuz?Elbette Efendimizin (sas) in:
‘’Rume kuyusunu kim açarsa, ona Cennet vardır"
Hadis-i Şerifinin mahiyetine mazhar bir cennet ehli olmaya aday!
Belki abarttığımı düşüneceksiniz.Ama inanız ki bu abartı değildir.
Mehmet Öz
Yorum (yok) Yorum yaz!
YİNE GAZZE
28/10/2009 ·
Yine Gazze
Yine Gazze!
Yine Kundakta bir çocuk!
Yine beli bükülmüş bir yaşlı kadın,
Ve yine yürek burkan bir görüntü daha Gazze’den
Bombalar boşalıyor! Gökyüzünden aşağı, yani Gazze’nin tam ortasına.
Yine Kudurdu azgın siyonistler
Zalim misyonu yine yürek yakıyor.
Zamanların ötesinden gelen bu kin ve adavet!
Tarihin kara sayfalarına gömülecek bir katliam var Gazze’de
Dünya’nın gözü önünde işlenen dehşet verici bir katliam
Suspus olmuş yine işbirlikçi kuklalar
Zalimin yanında mazlumun karşısında
Yine direniyor Gazzem bir avuç ile
Yine kıyamdalar ve yine intifada
Daha doğurmadan Allah’a adayan.
Doğurmadan Rahman’a ısmarlayan.
Fakuz kızı Hanne misali
Doğmadan Allah’a adanan
Ve yine doğmadan Rahman’a ısmarlanan
İmran kızı Meryem misali
İşte bu adayışın semerisiydi İsa
İşte bu kutlu bağışın karşılığıydı Allah'tan
Kur’an’lı bir hayat dersi var Gazzede
Kur’an’ın anlattığı İmran ailesini canlandırıyor gibi.
Bu coğrafyada yürekleri dağlan bir Hanne sesi geliyor yanı başımızda
Gazze’de diyor,
Gazze’de insan kanı bu kadar ucuz mu?
Diye sesleniyor dünyaya
Cevabını alamıyor sorduğu sorunun
Ve yine ağlayarak hıçkırıklara boğularak
Veriyor kendi sorusunun cevabını
Evet! Galiba daha ucuzdur diyor!
Bu sorusuyla dünyaya verdiği mesajın maksadında
Hani nerde Zekeriyya gibi,Yahya gibi adanan ve adayanlara muavin olanlar.
Selam olsun Hanne validesini misal edinene
Selam olsun İmran ailesine tabi olanlara
Selam olsun Meryem gibi adamışlara
Selam olsun adamışların ardından gelenlere
Selam olsun Zekeriyya gibi adamışlara sahip çıkana
Selam olsun Yahya gibi varlığını şahid kılana…
Selam olsun kulluğunun bilincinde olupta yaşantısını İmran ailesine benzetmeye çalışanlara
Selam olsun, rahmet olsun, bereket olsun
Mehmet Öz
Yorum (yok) Yorum yaz!
Bu Çığır Nereye
28/10/2009 ·
Evrenin içi daraldı.Daraldıkça hayat çekilmez hale geldi.Kimi coğrafyalarda katliam zulüm işlenirken,kimi coğrafyalar aç,açık gezerken,yaşamdan ziyade hergün ölüme dua ettiler.Bazı coğrafyalarda ise bitmez olanaklar içinde şımaran,dünya metasına aldanıp,serüven adına,zevk adına,çılgınlık adına hayatın çizlerini tanımayanlar; ''Suç işlediler.''İnsanların duyarsızlıklarından dolayıda bu işlenilen suçlar gün be gün ziyadeleşti.
Yeryüzünde, matematiksel olarak herkese yetecek miktarda gıda üretiliyor. Tarımın makineleşmeyle geliştirilmesi, verimin arttırılmasına yönelik bilimsel araştırmalar ve sulu tarımın yaygınlaşmasıyla insanlık tarihinde öncesi görülmemiş bir gıda üretim ve bolluğu söz konusudur. Hatta kişi başına düşen gıda miktarının yaklaşık 2,5 kg olduğu göz önünde bulundurulursa, açlığı bir kenara bırakın, insanlar dengeli beslenecek ve belki de aşırı kilolarından yakınacaklardı. Fakat, gerçekler ve mevcut durum bunun tam tersidir. Yeryüzünde yetersiz beslenen insan sayısı 888.280.854; bir gün içinde açlıktan ölen insan sayısı 17.330; bu yıl açlıktan ölen insan sayısı 4.178.911’dir. Diğer yandan, şu anda yeryüzünde 1.122.995.850 insan aşırı kilolarından şikayetçiyken, obezite hastalığına yakalananların sayısı da 334.610.467’dir. Neticede insanlar, dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olamadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar; yani bir yandan bazı insanlar açlıktan ölürken, diğer yandan bazıları da obez hastalığına yakalanıyor. Durum böyleyken yaşanan bu adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeplerini ve müsebbiplerini araştırmak ve bilmek, açlık sorununu çözmede yerinde ve sağlıklı bir yaklaşım olur.bkz(1)
Bu alıntı yaptığım araştırma sonucu gösteriyor ki,insan türü büyük bir suç işlediğini ve bu suçu halade işlemekte.Bu durumda insan türünün büyük bir ziyanda olduğunu gösteriyor.Özellikle vahyin muhatabı olan Müslümanlar.Bence Müslümanların bu tablo sonucunda fıtratlarına dönmeleri lazım.Aksi takdirde bunun hesabı çok şiddetli bizden sorulacak.Peki bizim önümüze öyle birşey çıkardın ki içimiz burkuldu.Ne yapmamız lazım bu durum da müslümana düşen görev ne olabilir ki? Derseniz
Cevap:
Bizi Kur'an inşa ettiği çağlarda biz hayatı inşa ediyorduk.
Biz kendimizi vahyin inşa projesine bıraktığımız çağlarda ümmet idik.
Ümmet demek ''Üm'' demek ''Üm''demek anne demek.Yani bizi Kur'an inşa ettiği çağlarda biz yeryüzüne annelik yapıyorduk.Tüm yetimlerin anasıydık nerde bir yetim görseydik bağrımıza basar,sahiplenirdik.Yeryüzünün yetimleri bize gelirdi biz onlara.Yeryüzünün Anası idik babası idik.Hangi cografyaya adım bastı isek oraya huzuru,barışı,saadeti ve Vahiy-i götürürdük.İşte Kur'an'a sarıldığımız zamanlarda böyle bir ümmet idik. Sevgili kardeşlerim bunun bir başka alternatifi olamaz.Dinimize dönmeleyiz.Kendimize gelmeliyiz.İnanın yeryüzünün tüm mazlumlarının bize ihtiyaçları var ve hala bu mazlumların gözleri bizim üzerimizde.Sadece bizden ümitvarlar.Başka da kimse yok.Sadece siz varsınız.Artık birleşip mazlumlara şefkat kanatlarımızı açmamızın vakti geldide aşıyor.Son olarak ÜMMET-İ MUHAMMED'İ BİRLİK BERABERLİĞE ÇAĞIRIYORUM...!
Petrolü kontrol ederseniz ulusları kontrol edersiniz;
Gıdayı kontrol ederseniz insanları kontrol edersiniz.(2)
1-www.ihh.org.tr
2-Henry Kissinger
Mehmet Öz
Yorum (yok) Yorum yaz!
Gayesiz Olmayınız!
4/10/2009 ·
Gayesiz olmayınız.Gayesiz olmak elbette insan türüne yakışık olmayan bir vasıfdır.
Bizleri diğer mahlukatlardan ayıran bağ şüphesiz ‘akıl’dır.
Niçin yaratıldım,yaratılış gayemin ne olduğunu,nereden geldiğimi,nereye gideceğimi,ulaşmam gereken menzilin sonunda konaklanacağım yere nelerin lüzumlu,nelerin luzümsuz olduğu üzerinde derin derin düşünmek,tezekkür,tedebbür,taakkul,tefakkuh ve tefekkür etmek gerek.Bize yüklenilen teçhizatların bizi diğer mahlukatlardan ifraz ettiği gibi bu bize aynı zamanda bir çok mesuliyetleride yüklemektedir.
Biz ‘’Hz.İnsan’ız kendimizi tanımalıyız.Çünkü her şey bizde başlıyor.Mahlukatın ekseni olduğumuzu unutmamalıyız.İnsan hem yoldur,hem yolcu.Yolcu yolunu tanımak istiyorsa kendisini tanımalıdır.Meziyetlerini,ayrıcalıklarını,zaaflarını,sorumluluklarını,haklarını…(1)
Biz yaratıldık ve bir amaç üzerine yaratıldık.Bizi yaratan Allah’a ‘abd’ olmak için yaratıldık.Bu bizim Rabbimize karşı olan sorumluluğumuzdur.Dünyaya geliş nedenimizdir.Bunun aksi ıspatlanamaz.O’nun büyüklüğünü,kemalatını,azametini ve celalini tasdik etmemiz ve ‘O’ kendisini anlattığı gibi algılamamız evet O kendisini nasıl anlatıyorsa öyle anlamamız dedim bunu başarmanında tek yolu var başka yok.
Allah’ı en iyi Allah tanıtır.
Kur’an bu konuda en büyük burhandır.Kur’an’ı dura dura,sindire sindire,yedire yedire okumak anlamına gelen ‘Tertil’ ile bunu başarabiliriz. Bilginin ölçüsü Allah’ı ne kadar bilmemiz ile ilgidir.Bir insan Allah’ı bildiği kadar bilgilidir.Allah’ı bilmeyen bir insan filozof olsa, bilim adamı olsa dahi en bilgisiz insandır.Ve bir insan Allah’ı ne kadar çok iyi bilir ve tanırsa o nispette Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olur ve yaşantısını ona göre şekillendirir.Allah’a karşı kulluğumuzu ıspatlama sadedinde bulunmalıyız.Bunu gerek lisan-ı hal ile gerek amel ile teslimiyetimizi göstermeliyiz.O’nun istediği bir yaşantı biçimini oluşturmamız lazım.Her faaliyetimizde işimizde,aşımızda,hanemizde,ortamlarımızda,cemaatlerimizde,kısaca tüm zeminlerde ve lahzalarda mümkün mertebede O’nun rızasını düşünmemiz ve rızasına göre tüm bu saydığımız hayatımızın sahalarını rızasına göre biçimlendirmemiz lazım gelir.İhlasımızıda kıracak tüm her şeyden ırak olmalıyız.O’nun koymuş olduğu kırmızı çizgileri çiğnemeye yelteneceğimiz vakit O’nun gazabı çetindir,azabı şiddetlidir deyip takva elbiselerimize bürünmemiz lazım ve bir daha üzerimizden sıyırmamak kaidesiyle teslimiyetimizi göstermeliyiz.
Rıza-i İlahiyeyi yegane vazgeçilmez bir düstur haline getirmeliyiz.
İhlasınızı kıracak tüm esbaplardan,yılandan,akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz…(2)
1.Mustafa İslamoğlu (Tavsiyeler)
2.Bediüzzaman (İhlas Risalesi)
Mehmet Öz
Yorum (yok) Yorum yaz!
Ne Yapayım Neyleyim Sensiz Bir Hayatı
4/10/2009 ·
Gözlerimdir seni arayan,
Sözlerimdir seni söyleyen,
Yüreğimdir seni özleyen,
Ne yapayım neyleyim sensiz bir hayatı.
Muhabbettindir yüreğimi dağlayan,
Adındır dilimden düşmeyen,
Özlemindir beni yakıp kavuran,
Ne yapayım neyleyim sensiz bir hayatı.
Uveys! idim bazen,
Sensizdim ama senleydim,
Bu bir aşk, bu bir tutsaklıktı,
Ne yapayım neyleyim sensiz bir hayatı.
Şahitti yer ve gök,
Şehadet eder tüm mevcudat, tüm alem,
Hayat sendin,sendin muhabbettin diğer adı,
Ne yapayım neyleyim sensiz bir hayatı.
ebedi bir aşkın girdabındayım,
Müebbet bir sevdanın tam ortasında,
Alsın Mevlam beni senin yanına,
Ne yapayım neyleyim sensiz bir hayatı.
Mehmet Öz
Yorum (yok) Yorum yaz!
Son Yazılarım
- YETER Kİ SİZ İSTEYİN...
- BUNLARI YAPABİLDİNİZ Mİ?
- HALK GAZZE'Yİ UNUTTUMU?
- YİNE GAZZE
- Bu Çığır Nereye
- Gayesiz Olmayınız!
- Ne Yapayım Neyleyim Sensiz Bir Hayatı